Gönülde Oluşan İlhami…
|
Bu gün yine baktım öylece etrafıma ve herkes yine aynı
Anlayışsızlığıyla, kendi dünyasında, düşüncesizliğiyle,
Kendi o küçük alanında oyun oynamaya devam etmekte.
Sevdiklerim gider veya hayat şartlarındandır uzaklaşır benden.
Bazen nedensiz bazen ise bir nedenle giderler…
Yalan söyler bana sevdiklerim, pek bilmem ben zaten.
Çekilir elim ayağım onlardan ve umursamazlar zaten
Yalnızlık gün geçtikçe ağırlaşıyor omuzlarımda.
Ve bununla baş edebilirim, biliyorum bitecek bir gün...
İçimde ki bir kapıyı açtım geriye kadar ve beklerim.
Senle beraber umudu, gerçekçiliği ve sevgiyi…
Belki bir gün güneş doğacak içimde de, bende gülebilirim.
Bir eski şarkı kadar eskimiş özlemim
Kurumuş gözlerim, sarhoş kadehlerde ben bitmişim.
Bir eski fotoğraf kadar yıpranmış ruhumda, artık unutmuşum.
Geride kalanlar artık bana bir o kadar uzak kalıyor.
Senin olduğun anılar artık hiçbir heyecan katmıyor cümleme
Yeni bir ağaç dikmişim bahçeme, her gün izliyorum onu saatlerce
Geçiyor günler ve yine bir eksiklik var bende.
Hala alışmış değil bu gönül yalnızlığa…
Saçım sakalımla buluşmuş yüzümde ve ben yaşlarımı attım içime…
Bir başlangıca adım attım bundan 5 sene önceydi.
Geçen onca zamanı atlatmaya yetmez hayat.
Karanlığımda oluşan ilhami konuşturuyor kalemimi
Ve yine bitiyor yüreğimin temizliği.
Nesil AKSOY (mahlas Misafir)
|
Bana.
|
Empati kadar zor, bir güneş ışığı kadar kör bana.
Geceler sarmaşık gibidir, gündüzlerim küsmüş bana.
Bir değildir hiç bir kalp ve umut kadar isteksiz bana.
Bir gün daha geçer o yine sessiz kalır bana.
Bir fidan gibidir sevgi ve sabır isterdi büyümesi.
Beklerdi seni ve sen olmasan bile o büyür yinede.
Yağmur güzeldir ağaç için ama o yağmur kadar kuru bana.
Toprak kadar güzel ama bir o kadarda acımasız bana.
Yıldızlar ve ay güneşten beslenir, aydınlatır yolumu.
Karanlığımda kalkan olurdu bana…
Yalnızlık yoğunlaşır içimde, sessizlik kalır bana.
Yok eder beni ama bacaklarım kalkmak isterdi bana.
Beni yaşatan bir ritim var içimde ve en güzel ritim senin.
En güzel cümleler sensiz ve geri döner bana.
Aynalar yalancıdır artık, güzelliğin yok olmuş.
Yanmış bir resim kadar boş ve unutturmuşsun seni bana.
Yine benle kalmışım, birde birkaç arkadaşım.
Alışmışım zaten odamda sadece benle kalmaya.
Beni dinleyen bir adam var karşımda ve beni anlayan.
Birde benim acılarımı hisseden bir kardeşim.
Hayatımın adına karaladığım sayfalar kadar beyaz yüreğim.
Ben bana kalır ve doğru yoldan sapmaz bilgim.
Gidenler ve gelenler, eğriyi doğruyu biri bilemedi.
Gerçek kadar anlamsız ve onlar sonunda uzak kalır bana…
Nesil AKSOY (mahlas Misafir)
|
Görmek Kadar Zor…
|
Hayat hep bildiği okuyor, kaderde savruluyoruz.
Zamanda kayboluyoruz, hep düşüyoruz bazen kalkıyoruz.
Saatler hiç beklediğim gibi geçmiyor, dayanıyorum.
Damarlarıma işliyor yalnızlık ve sen hep gelip gidiyorsun.
Bu durum beni çok yoruyor, sen benimle oyun oynuyorsun.
Masallarda kurtlar eksik olmuyor, görmüyorsun.
Duymuyorsun sesimi, bilmiyorsun içimdeki seni.
Güneş kadar sevgimi ama gerçek kadar gizli.
Yalanlar kadar çok ve çiçekler kadar güzeldi.
Bulutsuz semalar kadar temizdi.
Güvercinler kadar özgür ve güçlüydü.
Ama ümitlerimi kartallar kaptı sonunda ve yağmur yağdı şimdi.
Yaşlarımı gizleyen ve beni sürükleyen bir seldi.
Uzak kadar samimi, yokluğun kadar gerçekti açtığın yara.
Kalbime işleyen yalnızlığın dikişleri vardı
Ve kollarımda sessizliğin çizgileri artardı.
Ruhuma düğümlenir kasvet, dilim susar sadece.
Şimdi hangi misafiri selamlar ki içtenlikle.
Gözler anlatır bekleyişleri, boş umutları.
Beklemekle unutur ve umursamaz zaman içinde.
Bir yanı yarım kalır, bunu kendi bilir sadece.
Herkes oyun oynarken, o gerçeğin ilizyonun da kırılmıştı.
İnanmıştı ve hiç beklenmedik umutsuz bir ayrılıktı…
Onu kıran, birazda kendi içinde çıplak kılandı…
Güven egosuna yenilmiş, sevkleri için kandırılmıştı.
Güzellik içtende kaybolmuş, dışta maskeleri sergilenmişti.
Ve onlara maskeleri o kadar çok yakışmıştı ki bir süre sonra sahiplenmişti.
Rafa kaldırılmış bir sen varken kalbinde ve sen zaman içinde sahteleşiyordun.
Gün geçmiyor günü birlik misafirler gidip geliyordu.
Ben yalnızlığım dengesini kurmuş, seni izliyordum.
Mutluluğumu içimdeki çocukla paylaşıyor, adımlar atıyorum.
Çocukluğumun olgunluğunu büyütmüşüm şimdi ise doğruyu görüyorum.
Hayat zor, umutların oluşması güç ve akıl ister.
Sabır sana doğruyu gösterirken, metanetinden taviz vermemen gerek.
Çıkarını kör edip, kendini bilmen gerek
Empati bir çocuk olacak içinde, onu hep besleyeceksin.
Kendide bakar gibi ve beni, onu, her şeyi bileceksin…
Her şeyi ve herkesi görmek için…
Nesil AKSOY (mahlas Misafir)
|
Biliyorsun…
|
Biliyorsun bu günde bitecek ve her şey geçmişte kalacak.
Anlıyordun bu oyununda bitecek ve herkes de gidecek.
Biliyordun dertlerin içinde durdukça sen ağlayacaksın.
Biliyordun konuştukça stresin artacak ve çığlıklarında artacaktı.
Anlıyordun aslında beni ama görmüyordun içimdeki sana olan yolu.
Biliyorsun şimdi umurumda değilsin ve bedeninde yorgun düşecekti.
Anlıyorsun özrün aslı gelmeyecek ve kapat şimdi tüm kapılarını.
Yakından gelecek sana çirkin bir sıcaklık ve bu yeni bir kayıp, ayıp...
Sessiz kalmak sana göre kaçmaktır, bana göre bıkkınlık.
Odamın perdeleri artık acık, her sabah güneş bana artık aydınlık.
Unutmak için fotoğraflarını silmem yetti, bu çok yazık.
Şimdi hatıralar bazen bana uğrasa da eski heyecanları yok artık.
Uzaktan sana yetmezmiş cümleler yani seni doyurmuyordu.
Bilmiyordun içimdeki ama sen sadece her güne bir heyecan arayandın.
Yalnızlığım benim on adım ilerimde ve gittikçede ilerleyecek gibi.
Her günüme biraz daha koşmam gerekti…
Biliyordun ben kendi başıma da ayakta dura biliyordum.
Bazen körde olabiliyordum, sanki hep yanılıyordum.
Biliyordum senin gibi olmam gerek her yeni bir kişi için.
Konuşmam gerekir aslında geç kalmadan, söylemem gerekirdi.
Ama uzaktan dilim varmaz anlatmaya, bu zamana da daha çok vardı.
Sıkılıyor canım her gece, kör muhabbetler içinde kayboluyorum.
Günleri saydıkça aklımı kaybediyorum, her günümü unutuyorum.
Sanki daha da uzuyor gibi ve onlar sanki beni öldürüyor gibi.
Onlar vekâlet bağışındalar ve gördükçe benim midem kalkıyor.
Güneş batınca tüm uçurtmalar yere düşüyor ve kanıyor.
Can acıyınca gözlere bir anlık düşer perde, sancılar artıyor.
Kin düşünce içe mazeret olup rahatlık aranıyor peki bunun suçlusu kim olacaktı?
Biliyorsun senin yolun patikalarda bitecek.
Görmüyorsun aslında sonu geldiğinde sende burada olmayacaksın…
Ben yolumda kaldıkça herkes belki bana küsecek,
Her yeni bir adımla ben kendimi yüceltirken, sen orada kalacaksın.
Ben sonunda mutlu olduğumda herkes aşağıdan yukarı bana sadece bakacak…
Nesil AKSOY (mahlas MisafiR) |
Sona Geldik...
|
Krallar gibi yaşa, soytarı gibi öl ve sessiz, kimsesiz bir cenaze senin.
Hak helalindir, sevgi ise gerçeğin.
Yalan söylenin elbet ışığı sönecek, yolun sonu geldiğinde duaların kabul görülmeyecek.
Durma çalış, paslanmasın ayakların ve dilin.
Sessizlik; kördür, dilsizdir seni yok edebilir.
Yolun doğruluğunu sana gerçek dostların ve o doğru yolu bulmuş insanlar gösterir.
Onları iyice dinle ve empatiyle anlamaya çalış.
Kaçmak kurtulmak değildir, amaçsızca beklemek boş bir arı kovanından ibarettir.
Düşman gereklidir, yoldaş sana destektir, dost dinleyen ve anlayandır.
Biraz seçici olmak kötü değildir, çünkü kötülerde vardır uzak durmak gerekir.
Kırılan kalpler sana tamir edilmiş gibi gösterilir aslında hala paramparçadır.
Unutmak o kadar kolay değildir; bırakılan derin izler, duygular geçici değildir.
Hayat oyun değildir ve şakası yoktur ki olsaydı herkes gülerdi bazen en içten.
Kötü bir şans iyiye dönüşe bilir, iyi ise kötüye dönüşe bilir.
Sabır ve nefsini iyi bilmelidir ki kaderin sarsıntılardan hazar almayalım.
Gözüm acık gider toprağa ve o ilahi güzel yaşamın gerçeğidir.
Misafir geldiğim bu Dünya'da Misafir'dir diğer adım.
Çıkar oyunlarıyla ve entrikalarla kirletilmiş bu Dünya.
O doğru yolda açılmış cennet görünümlü patikalar bataklıktır aslında.
Her durumun bir edebi ve adabı vardır ki herkes kördür.
Cahillik cansız bir bedene benzer, ölümü hatırlatır.
Hayatın merdivenleri tırmanmak o kadar kolay değildir.
Değişiklikler caba ve sabır gerektirir.
Önce kendin sonra o ve onlar olmalıdır.
Öğrenmek güzel şeydir çünkü bilgilerin seni yüceltir.
Saygı ve edep bir kapıdır, daima güzel olana açılandır.
Yalan bir yılandır ki senide ısırır.
Güneş sıcaktır ki seni yaka bilir.
Geceler karanlık ve sessizdir ki seni yuta bilir.
Gündüzler aydınlıktır ki bazen aniden karara bilir.
Bu son yazı olsa kötü olurdu.
Anlattıklarım bildiklerim ve gördüklerimdir.
Yazdıklarımın bazılarının anlaşılması zordur ki oda benim ne kadar zor biri olduğumu gösterir.
Yine sona geldik ama bunlar güzel sonlardır devamı gelebilir.
Nesil AKSOY (mahlas MisafiR) |
|